Ayrılsak da sıkıntı olmaz

Ξ Aralık 24th, 2011 | → 0 Comments | ∇ Genel |

BOŞANMA haberleriyle gündeme gelen Gamze Özçelik-Uğur Pektaş çifti, iddialar karşısında suskun.“Arka Sokaklar” dizisinde birlikte rol alan çift, konu hakkında yalnızca “Özel hayatımız hakkında konuşmuyoruz. Eğer bir gün ayrılık yaşanacaksa da sıkıntı olmaz. Yaşadıklarımız bize özel” dedi. Dizinin yapım şirketi de “Özel hayatları bizi ilgilendirmez. Biz ekibimizden ve çalışmalarından memnunuz” açıklamasını yaptı. Uğur Pektaş geçtiğimiz temmuz ayında anlaşmalı boşanma davası açmış, iki gün sonra davayı geri çekmişti. Dün de Gamze Özçelik’in üç yıldır evli olduğu Pektaş’tan boşanmak için dava açtığı yazıldı.

 

Mesude şaşırtacak

Ξ Aralık 24th, 2011 | → 0 Comments | ∇ Genel |

Tiyatro İstanbul, yeni oyunu “Yaklaştıkça”yı (Closer) seyirci karşısına çıkarmaya hazırlanıyor. Patrick Marber’in 1997 yılında yazdığı, 2005’te sinemaya da uyarlanan oyunda Murat Han, Şencan Güleryüz, Nilperi Şahinkaya ve Esin Harvey rol alıyor.

Yolları Londra’da kesişen dört kişi üzerinden ilişkileri mercek altına alan oyun, 23 Aralık’tan itibaren cuma, cumartesi ve pazar günleri Profilo Kültür Merkezi Tiyatro İstanbul Salon 1’de sahnelenecek.

İNGİLTERE’DEN  BU OYUN İÇİN GELDİM

Oyun için önceki gün Tiyatro İstanbul’da basın toplantısı düzenlendi. Şencan Güleryüz, cüretkâr sahneler ve sert diyaloglar içeren “Yaklaştıkça” için “Oyunda kullandığımız dil televizyonlarımızda bol bol kullanılıyor. Mesela Okan’ın (Bayülgen) programında saatlerce boşalmaktan bahsedilebiliyor” dedi.
Esin Harvey de bu oyunda rol almak için İngiltere’den geldiğini söyledi: “Böyle bir kadroyla oynamayı her tiyatrocu ister. Reddedemeyeceğim bir teklifti.”
“Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisinde Mesude karakterini canlandıran Nilperi Şahinkaya, oyunda striptizci Alice rolünde: “Alice’i oynayacağımı söylediklerinde çok sevindim. Filmi izlemiştim, oradakinden daha farklı bir Alice yaratmaya çalıştım.”

MURAT HAN ÇOK YARDIMCI OLDU

Rolü için ders alıp almadığı sorusuna “Daha önce dans dersleri almıştım. Oyunda boru dansı yok, kucak dansı var” yanıtını veren genç oyuncu, cüretkâr sahnelerde zorlanmadığını söyledi: “Külot üstüne dantel korse ile kucak dansı yapıyorum. Ama o sahnede hiç zorlanmadım. Çok rahattım. Çünkü Murat (Han) yardımcı oldu.”

TEPKİ GÖSTERSELER  BİLE OYNARDIM

Oyunculukta kuralları olmadığını söyleyen Şahinkaya, “Aileniz bu oyundaki rolünüzü nasıl karşıladı?” sorusunu ise şöyle yanıtladı: “Babam büyükelçi olduğu için konumundan dolayı başlarda biraz tereddüt etti. Ama oyunu anlattım, alıştırdım. Soyunacağımı da biliyorlar. İzlerken biraz utanacaklar ama kızmazlar. Zaten tepki gösterselerdi yine oynardım. Sevgilim de yok bu ara, o konuda da rahatım.”

HEM ALDATILDIM HEM ALDATTIM 

Nilperi Şahinkaya, “Kendinizi Alice’e mi yoksa Mesude’ye mi daha yakın hissediyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Alice’e daha yakın hissediyorum. Bu kızın yaşadıklarını ben de yaşadım. Hem aldattım hem de aldatıldım. Yine de hayatımda hiçbir pişmanlık yok. Onların hepsi bir deneyim.”

ORJİNALİ DAHA AĞIR  

“Yaklaştıkça”da Esin Harvey ile öpüşen, Nilperi Şahinkaya ile yatağa giren Şencan Güleryüz, “Bu oyunu herkes oynayamaz, çünkü çok sert sahneler var” dedi. Murat Han ise “Tekstin orijinali daha ağır. Bizimki yumuşatılmış hali. Türkçe’ye birebir çevrilse herhalde olay olurdu” diye konuştu.

 

Yıldızları buluşturan düğün

Ξ Aralık 24th, 2011 | → 0 Comments | ∇ Genel |

FUTBOL ve sanat camiasına yakınlığıyla bilinen İzmirli işadamı İbrahim Görücüoğlu, yaşamını Ezgi Erez ile birleştirirken; tanınmış isimler onu bu mutlu gününde yalnız bırakmadı.

Ayfer-Ali Erez çiftinin kızı Ezgi Erez ile Ferhunde-Orhan Görücüoğlu’nun oğlu İbrahim Görücüoğlu’nun düğünü İzmir Swissotel Grand Efes’te yapıldı. 2005 yılında başlayan aşklarını düğünle taçlandıran çiftin nikahını Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur kıyarken, tanıklıklarını ise A Milli Futbol Takımı Yardımcı Antrenörü Okan Buruk ve Ezgi Erez’in kız kardeşi Ekin Kalkan üstlendi. Milano’da 20 yıl yaşayan ve bu dönemde İtalya’da top koşturan futbolcularla arkadaşlığını ilerleten Ayhan Nakliyat’ın CEO’su İbrahim Görücüoğlu, Türkiye’ye döndükten sonra da ünlü isimlere Çeşme’de ev sahipliği yaptı.

Düğünde sanat ve futbol dünyasının ünlüleri de Görücüoğlu’nu mutlu gününde yalnız bırakmadı. Ata Demirer, Özge Borak, Demet Akbağ- Zafer Çika çifti, Sinem Kobal, Oktay Kaynarca, futbol camiasından Türkiye Futbol Federasyonu Eski Başkanı Mahmut Özgener, Cemal Aydın, Abdullah Avcı, Yılmaz Vural, Arda Turan, Necati Ateş, Ümit Davala, Emre Belözoğlu, Okan Buruk, Tümer Metin, Emre Aşık, Orhan Ak ile çok sayıda tanınmış isim de düğüne katıldı. Törene eşleriyle katılan ünlü futbolcular devre tatiline İzmir’deki düğünle başlamış oldu.

 

Serdal Adalı istifa etti

Ξ Aralık 24th, 2011 | → 0 Comments | ∇ Genel |

Beşiktaş Kulübü Olağan Divan Kurulu Toplantısı’nda konuşan Serdar Adalı, yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldı.Beşiktaş Kulübü’nün Ceylan InterContinental Otel’de gerçekleştirilen olağan Divan Kurulu Toplantısı’na katılarak, son bölümde söz alan Adalı, “Yorucu, yıpratıcı ve aynı zamanda devam edecek bu süreçte yönetim kurulu görevime devam etmeme kararımı aldığımı sizlerle paylaşmak istedim” dedi.

Serdal Adalı, Divan Kurulu üyelerine hitaben yaptığı konuşmada, “Ailem dediğim sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum” ifadelerini kullanarak, şöyle konuştu: “Bugün burada olmamın tek nedeni, bizzat sizlere ve camiama teşekkür etmek. Sayın Divan Başkanımız Yalçın Karadeniz’e bu hafta başı ziyaretimde teşekkür etmiştim. Ancak bu teşekkürü bir kez de sizlere etmek istiyorum. Sizlerin ve kamuoyunun da yakından takip ettiği üzere, zor bir süreç yaşadık. Bu süreç ile ilgili çok fazla konuşmamıza gerek yok. Ancak şunu bir kez daha özellikle söylemeliyim ki, Beşiktaş’ın ismine ve duruşuna leke sürecek hiçbir yanlışın içinde olmadım, olmadık.”

Bir Beşiktaşlı olarak öğrendikleri aile ve devlet terbiyesine dikkat ederek, sürecin tamamlanmasını bekleyeceği anlatan Adalı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yüce Türk adaletinin gerçekleri en kısa zamanda ortaya çıkartacağına, şahsımın ve arkadaşlarımın bu süreçten aklanarak çıkacağına inancım tamdır. Bize düşen, sessizce bu sürecin tamamlanmasını beklemektir. Bu sıkıntılı süreçte bizlere inancını hiç kaybetmeyen ve desteğini hiç esirgemeyen Divan Kurulu’nun siz değerli üyelerine, yönetim kurulu arkadaşlarıma ve camiamıza çok teşekkür ediyorum. Sürecin başında asbaşkanlık görevimden ayrıldım. Yönetim kurulu arkadaşlarım çok büyük bir nezaket örneği göstererek bunu kabul etmediler. Yorucu, yıpratıcı ve aynı zamanda devam edecek bu süreçte yönetim kurulu görevime devam etmeme kararımı aldığımı sizlerle paylaşmak istedim. Yönetim kurulu görevimden istifa etmek, Beşiktaşlılıktan istifa etmek manasına gelmiyor. Bundan sonra da camiamın hizmetindeyim.”

KARADENİZ: ARKADAŞLARIMIZ BAŞIMIZI ÖNE DÜŞÜRMEDİ

Serdal Adalı, Devan Kurulu üyelerinden haklarını helal etmelerini isteyerek, “Tekrar herkese, büyük Beşiktaş camiasına çok teşekkür ediyorum. Göreve geldiğim ilk günden itibaren Beşiktaş’ın tek bir kuruşunun dahi hesabını yaparak çalışacağımı söylemiştim. Hep bu felsefeyle çalıştım. Tekrar teşekkür ederken, ben hakkımı helal ediyorum, sizler de hakkınızı helal edin. Saygılar sunuyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
Üyeler yakın ilgi gösterdi
Serdal Adalı, Ceylan InterContinental Otel’de gerçekleştirilen toplantının son bölümüne katıldı. Adalı, otele girişte hemen toplantı salonuna gelmedi. Bir süre aşağıda bekleyen Serdal Adalı, daha sonra toplantı salonunun önüne geldi. Koridorda konuşmaları bekleyen Adalı, dilekler bölümünde söz alarak, istifa kararını açıkladı. Siyah-beyazlı kulübün eski yöneticisine divan kurulu üyeleri yakın ilgi gösterdi ve kendisini alkışlayarak karşıladılar. Konuşması öncesi önce divan kurulu başkanlığı ve denetleme kuruluyla tokalaşan Adalı, daha sonra yönetim kurulu bölümüne yöneldi. Toplantıda yer alan yöneticiler Serdal Adalı’yı ayağa kalkarak karşıladılar. Yöneticiler birbirlerine sarılarak hasret giderdiler. Adalı, daha sonra istifa ettiğini açıkladığı konuşmasını yaptı. Konuşmasının ardından bir daha divan kurulu başkanlığı, denetleme kurulu ve yöneticilerle görüşen Serdal Adalı, üyelerden bu sefer tek tek helallik istedi. Serdal Adalı, daha sonra tek başına otelden ayrıldı.

 

Fransızlar Erdoğanı hiç bu kadar çok görmemişti

Ξ Aralık 24th, 2011 | → 0 Comments | ∇ Genel |

Fransızların, dünden bugüne, kendi haber sitelerini tıkladıklarında ilk gördükleri kişi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan oldu. Erdoğan’ın kızgın bir fotoğrafını, Fransa’ya yönelttiği “Cezayir soykırımı” suçlaması başlığıyla manşete taşıyan gazeteler, gelişmeleri dakika dakika aktardı.ERDOĞAN: SARKOZY BİLMİYORSA BABASINA SORSUN

Fransız Ulusal Meclisi’nde, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddini suç sayan yasa tasarısının kabul edilmesinin yankıları, Fransa’da da Türkiye’de olduğu kadar büyük oldu. Bunun en belirgin göstergesi, tasarıyla ilgili haberlerin, en önemli Fransız gazetelerinin internet sitelerinde, dün gün boyunca manşetlerinden inmemesi.  

Ülkenin en köklü gazetelerinden Le Monde, Başbakan Erdoğan’ın İstanbul’da yaptığı, Fransa’ya “Cezayir soykırımını” anımsatan konuşmasına yer verdi. Paris ile Ankara arasındaki gerilimin daha da arttığı belirtilen haberde, Erdoğan’ın Nicolas Sarkozy’yi “İslam düşmanı” ve “Türk düşmanı” gibi sıfatlarla eleştirdiği vurgulandı.

BAŞLIK GİTTİ SONRA GERİ GELDİ 

Gazetenin ana sayfasında manşetten verilen haber, günün ilerleyen saatlerinde ilginç bir değişim geçirdi.

Haberin, Cezayir’de “soykırım” iddiasını vurgulayan başlığı, içeriğe hiçbir yeni bilgi eklenmediği halde “Ankara’nın saldırılarına karşı Fransa, soğukkanlı olmaya çağırıyor” şeklinde değiştirildi.

Ancak bir müddet sonra yine eski başlığa dönüldü. Bu da Fransa’nın nabzının tutulduğu gazetenin yazı işlerinde, Fransa’ya yönelik bir soykırım iddiasını manşete taşıyıp taşımama konusunda bir kararsızlık yaşandığı şeklinde yorumlanabilir.
TÜRK VE İSLAM DÜŞMANLIĞI VURGUSU

Fransa’nın bir diğer en önemli gazetesi Le Figaro’nun internet sitesinde de aynen Le Monde’daki gibi, manşet, Erdoğan’ın “Cezayir soykırımı” suçlamasına ayrıldı.

Başbakan’ın konuşmasında, Türk ve İslam düşmanlığı ile ilgili suçlamaları yaptığı bölüm ayrıca, Fransızcaya çevrilmiş kısa bir videoyla de aktarıldı.

“ZAMANI DEĞİLDİ”

Fransa’da 1944’ten beri yayın hayatında olan Le Parisien de Le Figaro ve Le Monde ile aynı çizgide verdiği ve manşetten gördüğü haberinde, “Cezayir soykırımı” suçlamasını başlığa taşıdı.

Haberde ayrıca, Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppé’nin bu karar için “zamanı değildi” açıklamasına da yer verdi.

“NEDEN ‘HAYIR’ OYU VERDİM”

Haftalık Fransız haber dergisi Le Nouvel Observateur’ün internet sitesindeyse dün, tasarıya çok daha net muhalefet eden bir makale manşetten görüldü.

Dergi, soykırımla ilgili ceza yasasını kaleme alan ve sunan Valerie Boyer gibi UMP partisinden olan, ancak oylamada “hayır” diyen milletvekili Lionel Tardy’nin makalesine yer verdi.

“FRANSA KENDİ BAŞINI YAKAR”

Tardy, “Ermeni soykırımı: Kanuna aykırı olan bu yasa için niçin karşı oy verdim” isimli yazısında, bu gibi kararların “ifade özgürlüğünü kısıtladığını” ve tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Tardy, “Belirli bir kesimin tatmin edilmesini amaçlayan bir metin” diye nitelediği yasa tasarısının gereksiz olduğunu, 96 yıl önce bu olayı yaşayan ve birinci ağızdan değerlendirebilecek kimsenin kalmadığını belirtti.

Fransız vekil, lobi faaliyetlerinin bu kararı nasıl yönlendirdiğinin bilindiğinin de altını çizdi. Fransa’ya da Ruanda ve Vendee gibi soykırım iddialarını hatırlatarak “Bu tasarıyı kabul ederse Fransa kendi başını yakar” mealinde bir uyarıda bulundu.

 

Zaman gazetesinden Erdoğana ağır yazı

Ξ Aralık 11th, 2011 | → 0 Comments | ∇ Genel |

Zaman gazetesinde A. Turan Alkan, Başbakan Erdoğan’ın futboldaki şike yasasıyla ilgili tavrını sorguladı ve ağır bir yazı kaleme aldı. Alkan yazının sonunu, “Aksi takdirde, ‘Bir başbakan vardı’ deyip üzüleceğiz” sözleriyle bitirdi.

Zaman gazetesinden A. Turan Alkan’ın yazısı

Şike koalisyonu ve yeni anayasa

Burç FM ve Mehtap TV’deki programlar için, dönüşü de hesaba katarsak bir hafta içinde en az dört kere Başbakan’ın Kısıklı’daki evi civarından geçiyorum demektir.

Önce annesinin vefâtında, ardından geçirdiği ameliyat sonrasında, Kısıklı’daki sokağın ağzında bekleşen ziyaretçi kalabalığını her görüşümde içimden, uğrayıp geçmiş olsun demek hissi geçti. Çok sahici ve samimi bir arzuydu bu; dar zamanlarda gösterdiği kavî duruşu, dirâyeti ve baş üstüne koyduğu yüksek değerlerdeki ortaklığımız zamanla gıyâbî bir muhabbet peydâ etti.
Eminim ki, son seçimlerde şöyle bir kımıldanan yüzde 50 meyânında pek çok insan, hattâ daha fazlası bu düşünceleri paylaşıyor; bir geçmiş olsun telgrafı çekseler bile Başbakan’ın eline değmeyeceğini bildiklerinden daha sağlam bir “posta” usûlünü tercih ederek iyi niyetlerini dua zarfına sarıp yolluyorlar. Bu duaların ne mânâya geldiğini en iyi Başbakan bilir.

Yapamadım, bir “Devletlû” değil bir başbakan, kırk yıllık arkadaşınız olsa bile, sair zamanlardaki hukuku bulmak kabil olmuyor. Bir şeyler incinip dökülmesin diye ertelenmiş ziyaretler vardır. Öyle oldu, herkes gibi ben de hayır dua postalarına müracaat ettim. Geçmiş olsun Sayın Başbakan; tez zamanda şifâ bulup dümene geçmenizi temenni ediyorum.

Başbakan rahatsızken çok garip işler oldu; “Başbakan hastalandı da böyle oldu” dedirtecek işler değil doğrusu; aksine Başbakan’ın karar ve direktifiyle böyle oldu. Duyduğumuza göre Başbakan, partisinde kanunun inatla aynen geçmesine karşı çıkan isimleri arayıp “Aynen” konusunun altını çizmiş, ardından konuşma yasağı koymuş. Parti yöneticileri de gruba, “Değişikliğin altındaki imza Başbakan’ın imzası demektir, ona göre ha!” diye sert çıkmış. Bunun üzerine vekiller, genel kurul oylamasına girerek Başbakan’a “görünmek” gerektiğine hükmetmişler.

Başbakan’a görünmek?..

Ne için, ne uğruna? Çıkarılan kanun, 70 milyonun hukukuyla ilgili kapsamlı bir düzenleme değil ki, neticede birkaç yüz futbol yöneticisini, daha özel planda üç-beş ismi rahatlatmayı amaçlıyor.

“Şikecileri göstere göstere affettiler” dedirtmeye değer mi bilmem.

Bana çok anlamsız, hatta saçma-sapan görünüyor fakat Başbakan’ın konuya farklı bir mânâ verdiği anlaşılıyor. Böyle hâllerde, “Vardır büyüklerimizin bir bildiği zâhir!” der geçerdik: “Şey”lerin içini açıp bakmayı öğreneliberi artık geçmiyoruz. Vardır bir hikmeti değil, “Nedir yahu hikmeti?” diye taaccüp ediyor, “Bu aziz o kadar muazzez midir?” diye hayretlere gark oluyoruz.

Doğrusunu söyleyeyim mi, haddizâtında Başbakan’ın fındıkkabuğu kadar cirmi olmayan bir mesele için amme efkârından değil de futbol baronlarından yana tavır koymasına hem çok şaşırdım, üzüldüm ve kırıldım; bana öyle göründü ki şu dört yıllık ustalık döneminde Başbakan, kendi kariyer çizgisini milletin hukukundan daha fazla ciddiye alabilir pekâlâ.

Şike kanununda gösterdiği sert kararlılık ve direnç, metânetin değil aslında bükülüşün emâresidir.

Şikecilerin cezasında indirim yapılıp yapılmayacağı, ilk duruşmada salıverileceklerine dair gûft u gûların artık hiç bir kıymet-i harbiyesi yok: Şikecilerin cezasından “Yüksek ve ince siyâsetle” tenzil olunan cezâlar, yarın kamuoyu tarafından karara imza koyanların hesabına ilâve ediliverir. İmza koyanlar derken elbette diğer iki muhalefet partisini kasdediyor değilim; onlar ki birisi doğrudan AK Parti’yi kapattırmak için devrin yüksek yargısıyla kaş-göz imâlarına girişmiş, diğeri ise başörtüsünde iktidarı “Fak”a bastırıp kapattırılması ihtimâlini “Çalgı-çengi” refakatinde gülerek seyretmişti. Ne güzel kader arkadaşlarıdır bunlar AK Parti için!

Durmayınız efendim, yola devam; ustalık devri denilen demek bu imiş!

Sayın Başbakan, küçük bir hatır meselesi için daha büyük bir hâtırı kaale almamaya karar verdi. Bir şartla anlar ve affederim kendi nâmıma: Eğer hâlâ vazgeçilmedi ise yeni anayasa çalışmalarında, şike kanununda sizi can-baş ile destekleyen CHP ve MHP’yi ortak çalışmaya ikna edip, vaadiniz üzre yeni anayasayı yaparsanız ferâsetinize şapka çıkartacağım…

Aksi takdirde, “Bir başbakan vardı” deyip üzüleceğiz.

 

Kadın askerlerin tecavüz isyanı

Ξ Aralık 11th, 2011 | → 0 Comments | ∇ Genel |

ABD Ordusu’nda son bir yılda 3 bin 158 cinsel saldırı suçu işlendiği belirtildi.

Bunlardan sadece 529’u mahkemeye taşındı. Araştırmalara göre Irak’taki kadın askerlerin, ordudan bir askerin cinsel saldırısına uğramasının düşman kurşunu ile ölmesinden  daha büyük bir olasılık.

 

Barça Clasico

Ξ Aralık 11th, 2011 | → 0 Comments | ∇ Genel |

İspanya 1. Futbol Ligi’nin 16. haftasında oynanan ve ”El Clasico” olarak adlandırılan maçta Real Madrid sahasında Barcelona’ya 3-1 yenildi.

El Clasico tarihinin en erken golüyle başlayan maçta, Barcelona kalecisi Victor Valdes’in hatasını iyi değerlendiren Real Madrid, Karim Benzema’nın 22. saniyede attığı golle 1-0 öne geçti. Maçın hemen başında yenik duruma düşmesine rağmen oyun disiplinini bozmayan Barcelona, Messi’nin kişisel becerisiyle rakip ceza sahasına getirdiği topu Casillas’ın yanından ağlara gönderen Alexis’in golüyle 1-1′lik beraberliği yakaladı.

İkinci yarı tamamen kontrolü elinde tutan Barcelona, Xavi (Dk. 53) ve Cesc’in (Dk. 66) golleriyle sahadan 3-1 galip ayrıldı.

Bu arada sezon öncesindeki Süper Kupa maçında Real Madrid teknik direktörü Jose Mourinho’nun Barcelona yardımcı antrenörü Tito’nun gözüne elini soktuğu ve bundan dolayı ceza aldığı olayla bağlantılı olarak Real Madridli taraftarların Santiago Bernabeu Stadı’na astıkları ”Mou, senin parmağın bize yol gösteriyor” yazılı pankart, Real Madrid kulübü yönetimi tarafından kaldırıldı. Mourinho da maçın sonlarına doğru Barcelona yedek kulübesine giderek, kısa bir süre önce ameliyat olan Tito’ya geçmiş olsun diledi.

Öte yandan teknik direktör Jose Mourinho’nun tercihiyle Real Madrid’de forma giyen Türk futbolcular Nuri Şahin ve Hamit Altıntop kadrodışı bırakıldı. Türk kökenli Alman futbolcu Mesut Özil ise ilk 11′de çıkmasına rağmen 58. dakikada yerini Brezilyalı Kaka’ya bıraktı.

Barcelona aldığı galibiyetle, Real Madrid ile arasındaki puan farkını kapatarak, şampiyonluk yarışından kopmadı.

 

AB üyesi hükümetler yarın Hırvatistan için imza atıyor

Ξ Aralık 8th, 2011 | → 0 Comments | ∇ Genel |

Hürriyet Planet8 Aralık 2011Avrupa Birliği hükümetleri, Hırvatistan’ın Temmuz 2013 itibarıyla birliğe katılımını garantileyecek üyelik antlaşmasını yarın Brüksel’de düzenlenecek AB zirvesinde imzalamaya hazırlanıyor.Bu antlaşma üyelik müzakerelerine Türkiye’yle aynı gün başlayan Hırvatistan için tarihi bir dönüm noktası olacak. Ancak euro bölgesinde yaşanan borç krizi dolayısıyla zor günler yaşayan AB için Hırvatistan’ın üyeliği o kadar da büyük bir gelişme olarak görülmüyor.

Birliğe üye ülkeler, uzun vadede, Hırvatistan’ın üyelik kriterlerine uyumdaki başarısının diğer Balkan ülkelerini de cesaretlendireceğini umuyor. Ancak borç krizinin ağırlığının hissedildiği bu dönemde birçok Avrupa ülkesi, genişleme politikalarına bir süreliğine de olsa ara verilmesi gerektiğine inanıyor.

Yine de 4.3 milyonluk nüfusuyla Avrupa Birliği’nin yüzde 1’inden daha küçük olan Hırvatistan’ın AB ekonomisi üzerinde çok büyük bir etki yapması beklenmiyor.

10 YILLIK ÇABANIN KARŞILIĞI

Hırvatistan, 10 yıldan fazla süredir devam eden bir üyelik süreci yaşadı. Bu yıl başlarına kadar, reformlardaki ilerlemenin yavaşlığı ve AB üyesi ülkelerin çoğunluğunun genişlemeye karşı olması nedeniyle süreçte aksamalar gözleniyordu.

Brüksel’den bir diplomat, “Genişleme konusundaki rahatsızlık büyüyor” derken, AB’nin siyasi ve coğrafi sınırlarının genişlemesinin yarattığı tartışmalara dikkat çekti.

Ancak Hırvatlar Yugoslavya’dan geriye kalan sosyalist mirası unutup AB’ye girmek konusunda çok hevesli.

Üyeliğinin kesinleşmesiyle, Hırvatistan AB’ye katılan ikinci eski Yugoslavya ülkesi olacak. Daha önce Hırvatistan’ın küçük kuzey komşusu Slovenya birliğin bir parçası olarak kabul edilmişti.

HEM UMUT HEM KORKU

Birçok Hırvatistanlı, iç politikaların Avrupa denetimine girmesinin, ülkede ihtiyaç duyulan demokratik reformların gerçekleşmesini ve neredeyse bütün devlet kurumlarına sirayet etmiş durumdaki yolsuzluklara bir çözüm bulunmasını sağlayacağına inanıyor.

Ancak aynı zamanda son onyılda AB’ye giren birçok Doğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi, Hırvatistan’da da daha gelişmiş ekonomilerle rekabet edememe korkusu çok yaygın.

Hırvatistan, AB’den yeşil ışığı görebilmek için kapsamlı demokratik ve ekonomik reformları hayata geçirmek zorunda kaldı. Hırvat siyasetçiler, yolsuzlukla mücadelede kararlı olduklarını göstermiş olsalar da Avrupa’da yaşanan mali kriz Hırvatistan’ı da vurdu.

Başbakan Jadranka Kosor’un adı yolsuzluk skandallarına karışan partisi, Pazar günü düzenlenen seçimlerde ağır bir yenilgi aldı. Bu durumda skandallar kadar seçmenlerin ekonomik korkuları ile ülkedeki yabancı yatırımların azalmasının da etkili olduğu belirtiliyor.

KRİTİK 18 AY

Hırvatistan, önümüzdeki 18 ayda çok yoğun bir denetim altında olacak çünkü AB yolsuzlukla mücadele adımlarının gereken hızda atıldığından emin olmak istiyor. Reformlarda yaşanacak bir gecikme üyelik antlaşmasının üye ülkelerin parlamentolarında kabul edilmesini de geciktirebilir.

Hırvatistan Avrupa Birliği yolunda hızla ilerleyen tek Balkan ülkesi değil.

Karadağ ile Sırbistan’ın adaylık statüsünün de yarın Brüksel’de resmen açıklanması bekleniyor. Ancak Sırbistan ile Kosova arasında yaşanan son gerginlik Belgrad’ın yoluna taş koyabilir.

Öte yandan Arnavutluk ve Bosna Hersek de siyasi reformları başlatarak AB’nin radarına girmek istiyor.

Makedonya’nın ise Yunanistan’la isim sorununu çözmeden AB’ye üye olması mümkün görünmüyor. Ancak Uluslararası Adalet Divanı’nın önceki gün Yunanistan’ın Makedonya’nın NATO üyeliğini engellemesinin uluslararası anlaşmalara aykırı olduğuna kanaat getirmesi, Üsküp hükümetinde bir umut yarattı.

 

Suriye iki sınır kapısını birden kapattı

Ξ Aralık 8th, 2011 | → 0 Comments | ∇ Genel |

DHA

Suriye, Mardin’in Nusaybin İlçesi’nden Türkiye’ye açılan Nusaybin ile Şanlıurfa’dan açılan Akçakale sınır kapılarını bu sabahtan itibaren bakım ve onarım yapıldığını gerekçe göstererek giriş-çıkışlara kapattı.Yayladağ, Cilvegözü ve Öncüpınar sınır kapılarında ise sorun yaşanmıyor.

Nusaybin ile Suriye arasında bulunan Nusaybin Sınır Kapısı, bu sabah saatlerinde Suriye tarafından bakım ve onarım çalışması yapıldığı gerekçesiyle tek taraflı olarak giriş- çıkışlara kapatıldı. Suriye’ye geçmek üzere sınır kapısına gelenler, kapının kapatıldığı öğrenince şaşırdı.
Nusaybin Kaymakamı Murat Girgin de kapının kapatılması üzerine Suriyeli gümrük yetkilileriyle görüşme yaptıklarını söyledi. Girgin, “Suriyeli yetkililer, onarım ve bakım çalışmalarını gerekçe göstererek kapıyı kapattıklarını söyledi. Bizim tarafta memurlarımız şu anda görevlerinin başında. Bizim tarafta herhangi bir sıkıntı yok. Suriye tarafı kapıyı açması halinde geçişler normale dönecek” dedi.

Bu arada, Suriye’ye geçiş yapmak üzere Nusaybin Sınır Kapısı’nda, aralarında Suriyeliler’in de bulunduğu yaklaşık 100 kişi pasaport işlemlerini tamamladıktan sonra Suriye’nin sınır kapısını açmasını beklemeye başladı. Türkiye tarafında kalan Suriye uyruklu bir kişi, akraba ziyaretine geldiğini bu sabah Suriye’ye dönmek üzere geldiği sınır kapısından içeri alınmadığını belirterek, “Buraya akraba ziyaretine gelmiştik. Şimdi sınır kapısı kapandı biz burada kaldık. Ayrıca bizim pasaportumuzun süresi 2 gün kaldı. Artık ne yapacağız bilemiyoruz. İnşallah en kısa zamanda sınır kapısı açılır ve evimize döneriz” diye konuştu.

SURİYE’YE GİDECEK VATANDAŞLAR UYARILDI

Hatay’ın Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye geçiş yapan Türk vatandaşları, seyahatlerini gündüz saatlerinde yapmaları, akşama kalmadan bu ülkeyi terk etmeleri konusunda uyarıldı. Valilik de, vatandaşlarımızın zorunlu olmadıkça Suriye’ye gitmemelerini istedi.

Reyhanlı Kaymakamı Yusuf Güler, Suriye’de yaşanan iç karışıklıklar nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının güvenliği konusunda sıkıntılar yaşandığını belirtip, “Son zamanlarda Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye geçen TIR’larımız, ticari araçlarımız, otobüsler ve özel otomobiller güvenlik nedeniyle çok ciddi anlamda problemle karşı karşıya kalmaktadırlar. Vatandaşlarımızın özellikle akşam saatlerinde Suriye topraklarını kullanmamalarını, eğer transit olarak gideceklerse de erken saatlerde çıkışlarını tamamlamalarını öneriyorum” dedi.

Hacdan dönen Türk vatandaşlarına yönelik Suriye topraklarında saldırılardan büyük üzüntü duyduğunu hatırlatan Kaymakam Güler, “Vatandaşlarımız, kendi güvenliklerini çok daha ciddi anlamda ön plana çıkarsınlar. Akşam saatlerinde Suriye sınırlarında bulunmasınlar. Bu konuda vatandaşlarımızın bilgisine sunmak üzere gerekli yasal çalışmayı tamamlamak üzereyiz. Vatandaşlarımızın bu önerileri dikkate almalarını istiyorum” diye konuştu.

HATAY VALİLİĞİ: ZORUNLU OLMADIKÇA SURİYE’YE GİTMEYİN

Hatay Valiliği de yazılı açıklamayla Kaymakam Güler’in açıklamasına benzer yönde uyarılarda bulunup, Türk vatandaşlarının zorunlu olmadıkça Suriye’ye seyahat etmemelerini istedi.

Valilik açıklamasında, “Son günlerde Suriye’ye seyahat eden vatandaşlarımıza ve araçlarına yönelik olarak artarak devam eden saldırılar yaşanmaktadır. Suriye’de güvenliği etkileyen olumsuz gelişmeler çerçevesinde, kamu düzeninin sağlanmasında yaşanan sıkıntılar ve can güvenliği açısından ciddi riskler taşıdığından dolayı, vatandaşlarımızın zorunlu sebepler dışında Suriye’ye seyahat etmekten kaçınmaları uygun olacaktır” denildi.

SINIRDAN GEÇİŞLER NORMALE DÖNDÜ

Öte yandan, Suriye’nin sistem değişikliği adı altında Türk TIR’larına yönelik akaryakıt ve geçiş ücretlerinde yaptığı artışların ardından dün başlayan geçişlerde bir aksama olmadığı gözlendi. Ancak nakliyeciler, aldıkları ücretin büyük bölümünü Suriye’ye vermek zorunda kaldıkları için bu ülkeye taşımacılık yapmak istemediklerini söyledi.

Cilvegözü Sınır Kapısı’na gelen TIR sürücüsü Ahmet Uçar, “Yapılan artışlarla Suriye’ye gidiş ve gelişimiz toplamda bin 500 doları geçiyor. Götürdüğümüz yük karşılığında 2 bin dolar aldım. 500 dolar için bu yol ve sıkıntı çekilmez hale geldi. Artık Suriye’ye ve bu ülke üzerinden başka yerlere çalışmak istemiyorum. Avrupa hattına çalışacağım” dedi.

TIR sürücüsü Mehmet Kaplan ise Dubai’den dönüş yaptığını ve yol boyunca herhangi bir sıkıntı yaşamadığını belirterek, Türkiye’ye gelmek için yeni uygulama ile tüm vergileri ödediğini söyledi. Suriye’den çıkış yapan TIR’lar, Cilvegözü Sınır Kapısı’nda seri çalışmalara rağmen zaman zaman 4 kilometreyi bulan kuyruk oluşturdu.

SURİYE TIR’LARINA DA ZAMLI TARİFE

Suriye’nin Türk TIR’larına karşı başlattığı vergi, mazot farkı, geçiş ücretlerindeki artış üzerine Türkiye de Suriye plakalı TIR’lara zamlı tarife uygulamaya başladı.

Cilvegöze Sınır Kapısı’ndaki gümrük yetkilileri, Türkiye üzerinden transit geçiş yapacak olan Suriye plakalı taşıtlardan mütekabiliyet esasına göre (TonxKm.x0.02 Euro) ücret tahsil edilmesine başlandığını bildirdi. Ayrıca Suriye plakalı taşıtların teknik özellikleri, ağırlık boyu ve standartları yönünden de kontrollerinin yapıldığı, 20 yaş üstü TIR’ların geçişine izin verilmediği belirtildi.

 

Sonraki Sayfa »
  • Yorumlar

  • Takvim

    Aralık 2011
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Kas   Şub »
     1234
    567891011
    12131415161718
    19202122232425
    262728293031  
  •  sesli
    evden eve nakliyat evden eve nakliyat - canli tv canli tv - komik sozler komik sozler - kucuk ev aletleri kucuk ev aletleri - ankara haberleri ankara haberleri - yazar yazar - android android - videolar videolar - bursa evden eve nakliyat bursa evden eve nakliyat - italy furniture design italy furniture design - ruya tabirleri ruya tabirleri - umre fiyatlari umre fiyatlari - film izle film izle - kayak kayak - film izle,bedava film izle film izle,bedava film izle - silahli oyunlar silahli oyunlar - online kisi online kisi - kayu boyama kayu boyama - kayseri evden eve nakliyat kayseri evden eve nakliyat - canli okey canli okey - perfect steps perfect steps - exakt saw exakt saw -